SÜREKLI PSİKOLOJIK BASKI ALTINDAYIZ

19 Kasım 2016 Cumartesi, 15:50
manset resimi01

SÜREKLI PSİKOLOJIK BASKI ALTINDAYIZ

Eski Soviyetler Birliğinin Mikhail Gorbachev liderliğiyle dağılmasından ve Boris Yeltsin´nin artist davranışıyla son bulmasından sonra, o zamana kadar, ABD ve Soviyetler Birliğinin karşılıklı caydırıcılığı ile tesis edilen dünya düzeni bozuldu. Dolaysıyla Kominizimin kapitalist dünyaya karşı kayıp etmesi neticesinde dünya, tek kutuplu hale geldi. Sovyetler Birliği 25 Aralık 1991’de resmen dağıldı ve 15 ülke bağımsızlığını kazandı.

DEĞiŞMEYE BAŞLAYAN DÜNYA DÜZENİ
O tarihten itibaren dünya tek kutuplu hale geldi. Baştan biraz dünyaya barış geldi, savaşlar bitecek diye sevindik. Çünkü o zamana kadar çoğumuz Soviyetler Birliğini saldırgan, Batıyı da barış ve özgürlük yanlısı biliyorduk. Aradan fazla zaman geçmeden anlaşıldı ki, Dünya hakimleri yeni düşmanını üretmiş, ve düşman olarak İslam´ı yani müslümanları koymuşlar. Bunu nerden anlıyoruz.

Soviyetler Birliğinden sonra, ABD´nin müttefikleri ile, Afganistan ve 1990 yılında, Irak´a zehirli gaz ürettigi gerekçesiyle saldırmasından. Saddam Huseyin diktatör biriydi bu kesin. Fakat senelerden beri ABD ile mütefikti. Usama bin Ladin´de ABD´nin elinde büyütüp ortaya saldığı adamıydı. Bugün itibari ile ABD sadece Irak´ta bir milyondan fazla suçuz insanın öldürülmesine, bir o kadar yaralanmasına sakat kamasına sebep oldu. Birinci Körfez Savaşı (1990-1991). Savastan epey sonra ABD´li yetkililer, Irak´ta var olduğunu idda ettikleri zehirli gazın, yanlış bir istihbarat olduğunu açıkladı, fakat bir milyondan fazla insanın neden öldürüldüğünün hesabını kimse soramadı.

Hala o zaman Ortadoğu´da bozulan dengeler yerine oturmadı. İnsanlar can vermeye, çocuklar, anasız, babasız, evlatsız kamaya devam ediyor. Bütün bunlara sebep olanlar ise, hale insan kanı, canı üzerinden hükümdarlığını sürdürüyor.

Bütün bu silahlara, mühimatlara ve insanların öldürülmesi için harcanan paraların yarısı, bu insanların daha iyi eğitim almasına, fakirlikten kurtulmalarına, daha iyi bir hayat sürmeleri için harcansa, hem insanlar bu kadar boşu boşuna ölmez, hemde masraf yarı yarıya düşer. İnsanlığı bunu tekrar tekrar düşünmeye davet ediyorum.

11.EYLÜL´LE KARA GÜNLER BAŞLADI
Avrupa´da ve dünyada 11 Eylül 2001 ABD´de ikiz Kullelerin vurulamsına(Dünya Ticaret Merkezi) kadar da Türklere ve Müslümanlara karşı önyargı ve düşmanlık vardı. Fakat 11 Eylül 2001´de ikiz Kullere yolcu uçağı ile saldırılmasından sonra özelikle Avrupa´da müslümanlara karşı, psikologik baskı, düşmanlık, önyargı ve saldırılar olağanüstü arttı.

Bu baskılar sorumlu siyasetcilerin, sorumsuz açıklamaları, medya, müslümanlara ve islami kuruluşlara saldırıların artması ile devam etti.

AVRUPA`DAKi TERÖR SALDIRILARI
Daha sonra farklı avrupa kentlerinde, dünya da ve Türkiye´de farklı terör saldırıları başladı. Doğdum doğalı çok faal, her yere girip çıkan bir müslüman olarak teröre mehilli bir müslümana rastlamadım. Açıkcası bu müslüman teröristler nerde ve nasıl terörist oluyor merak ediyorum. Açıkca belirteyim ki, bu terör guruplarının özel, birlileri tarafından, kendi emelleri doğrultusunda kurduklarını ve yerine göre kullanıldıklarına inancım tam. Çünkü senelerdir bu kadar silah, mühimat ve logistik destek nasıl sağlanıyor? Bu insanlarının yeme, içme ve tüm giderlerini kim karşılıyor? Bunalar milyarlarca Meblağ. Aksine beni kimse inandıramaz. Bu ancak arkanızda milyarlık sermeye gücü, siyasi güç, silah güce, olağanüstü akıl ve planla ancak yürütülebilir. Bütün bunların müslümanlara kurulmuş tuzak olduğu belli. Çünkü bu terörisetlerin geçmişine baktığınızda genellikle, ABD, Avrupa ve dünyanın gelişmiş ülkelerinde doğup, büyümüş, eğitim almış insanlar. Uçaklarla ikiz kulelere giren teröristler, ne hikmetdir ki, avrupa ve ABD´de eğitim almış. Payalşılan resimlerinden, islama uygun yaşantılarının olamadığı açıkca ortada. Fransa´da terör saldırılarını yapan hainler, orda doğup büyümüş ve bilinen insanlar. Birde bu teröristlerin aile hayatı bozulmuş gençelerden de seçiliyor. İlginç değilmi bütün bunlar? Birde sağlıklı insan kendini nasıl patlatabilir? Normal bir müslüman bilir ki, haksız yere bir insanı öldürdüğünüz de ahirette, tüm insanları ödürmüş gibi cezalandırılırsınız.

15.TEMMUZ TERÖRiST FETÖCÜLERiN DARBE GiRiŞiMi
Türkiye´de 15.Temmuz 2016´da terörist FETÖ´cülerin, asker kılığına girerek, millete, uçakla, Takla, Helikopterle, Tüfekle ve her türlü mühümatla saldırarak, Türkiye´yi yıkmaya çalışmaları, diğer bir ifade ile, diz çöktürmeleri hesabı milletimiz tarafından, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde akamete uğratıldı. Bu teröristler eğer başarılı olsalardı, maalesef bugün ülkemiz de iç savaş olacak ve Türkiye en az beşe bölünecekti. Buda ülkemizde yaşayan hiç bir kimsenin hayrına olmayacaktı. Zaten vatanını her türlü siyasetin üstünde seven ve adaletli olan milletimiz bunun şuurunda. Onun için darbe gecesi, silahsız, canından başka savunması olmayan insanlarımız, o gece Savas uçaklarını, Helikopterleri, Tankları ve her türlü saldırıyı canı pahasına durdurmayı başardı. Diğer bir ifade ile milletimiz: Vatanın, bayrağın ve yaşadığı toprağın nasıl savunulması gerektiğini tüm dünyaya gösterdi. Böyle bir demokratik sivil halk hareketinin ne dünya tarihinde, nede Türk tarihinde emsali yoktur. Bu demokrasiye sahip çıkma hareketi, gerçek demoratlar tarafından canlı tutulmalı ve unutturulmamalıdır.

DARBE SONRASI AVRUPA DAKİ GELİŞMELER
Bunu üzerine aynı gece Almanya başta olmak üzere Avrupa ülkeleri ve dünya da yaşayan gurbetcilerimizin sokağa dökülmesi, demokratik Avrupa´nın yaşadığımız yer olarak Almanya´nın, pek hoşuna gitmedi. Bunun içindir ki, Avusturya Dışişleri Bakan´ı Sebastian Kurz, Alman bir Yetkili ve farklı kanallar, darbe girişimini göz ardı ederek, görmezden gelerek, Recep Tayyip Erdoğan yanlılarının ülkelerini terk edebileceği gibi anti demokratik açıklama yapmaktan geri kalmadılar. Şuda herkesin bildiği bir gerçek ki bu protestolara sadece Erdoğan yanlıları katılmadı. Diğer bir ifade ile, avrupalıların ezici çoğunluğu, Medya aracılığı ile yönlendirilerek, barış içersinde, ortalığı kırıp dökmeden, demokratik tepkisini ortaya koyan insanlarımızı içlerinde istemediklerini ve kendileri gibi düşünmedikleri için tahamül edemediklerini dile getirdiler. Bu doğru bir tutum ve davranış değil, demokratik davranış hiç değildir.

Avrupa artık şunu anlamalı ve içine sindirmelidir. Hak, hukuk, insan hakları ve demokrasi sadece avrupa sınırları, yani avrupa ülkeleri için geçerli değildir. Tüm dünya ülkeleri için de geçerlidir. Avrupa da kendi içersinde uygulamya çalıştığı bu değerleri, bütün dünya ülkeleri için de geçerli olduğunu kabullenmelidir. Bu tutum ve davranışlarını, tüm ülkelere siyasi, ekonomik, hak, hukuk ve insan hakları çercevesinde tatbik etmelidir.

BATI MEDYASININ TUTUMU
Bu arada dünya ya hakim olan ABD ve Batı Medyası, özelde içinde yaşadığımız Almanya Medyası, haberleri çarpıtarak ve yalan haber yazarak, vatandaşlarını yanlış bilgilendirdi ve yönlendirdi. Bunu başarmak için ellerinden geleni yaptılar. Hala yapmaya da devam ediyorlar ve edecekleride gözüküyor.

Şunu açıkca dile getirmek istiyorum ki, Alman Medyasının, bu kadar taraflı, yalan, ve çarpıtarak haber yapacağını birisi önceden söylese idi inanmazdım. Fakat özellikle darbe girişiminin milletimiz tarafından akamete uğratılmasından sonra yaptıkları yayınlar, sagduyudan uzak, hak ve hukuğa uymayan, darbenin milletimiz tarafından akamete uğratılmasını içelerine sindiremeyen bir yayındı.

Almanya şunu unutmamalıdır! Bizler 60 yıla yakındır bu ülkede barış içersinde yaşıyoruz ve barış içersinde yaşamaya da devam edeceğiz. Bizim içerimizde de farklı düşünen insanlar var doğal olarak. Alman medaysının haber kaynaklarını oluşturanlar eski devlet statükosonun kalıntıları. Özellikle milletimizin sadece küçük bir azınlığını oluşturan kesimler. Miletimizin ezici bir çoğunluğunu dikkate almadan, ezici çoğunluğu sürekli rencide eden, bu yolla, farklı kanallardan sürekli psikolojik baskı altında tutmaya çalışan, Medya, Siyasetci, Sorumluk sahibi olanların, sağduyulu ve sakin düşünerek, ortak geleceğimizi daha da güzelleştirecek davranışlar sergilemelerini bekliyorum. Tabi ki azınlıkların sorunu ve düşüncesine saygı duyacağız, fakat bunu yaparken ezici bir çoğunluğu göz ardı etmek, onların haklarına tecavüz ederek ve onları sürekli baskı altında tutarak değil. Bu davranışlar ne demokratik tahamüllere, nede insani değerlere uygundur.

Bütün bu anti demoratik davranışlar, Almanya´da var olduğunu bildiğim sağduyulu Almanları da baskı altına alıyor. Bu sağduyulu insanlar, bu ortamda gerçekleri söylemeye cesaret edemiyorlar. Buda Almanya´nın kendi kendine yaptığı bir kötülüktür.

PSİKOLOJiK BASKIYA SON VERiLMELiDiR
Bu zamana kadar özelikle 11. Eylül 2001´den sonra, sürekli psikolojik baskı altında tutuluyoruz. Almanya derin ilişkelerini, bizim eski statükocu devlet tarafıyla eskiden beri kumuş olabilir.

Almanya´nın hata dünyanın Türkiye ile ilgili gerçek doğruları iyi bildiğinden hiç bir şüphem yok. Yapılan anti demokratik davranışların, çarpıtmaların ve doğruları yalan gibi sunmalarının kesinlikle bilinçli yapıldığına inanıyorum.
Ama artık dünya değişiyor, iletişim olağanüstü gelişme gösteriyor, Eğitilmiş ve dünyanın gidişatını iyi takip edenler çoğalıyor.

Bu insanlar her dünya görüşünden mevcut. Almanya artık Türkiye ile iletişim kanalarını çeşitlendirmeli, Almanya ve Türkiye iç içe geçmiş iki ülke. Bugün yapılacak hayati yanlışların gelecekte, kendi çıkarlarına zarar vereceğini hesaba katmalı. Burada yaşayan ömrünü burada geçirmiş insanlara, sürekli Siyasetciler, Medya ve sorumluluk sahibi insanların psikolojik baskı uygulamasını makul bir seviyeye getirmelidir. Eğer Almanya gerçekten demokratik bir ülke ise, bu olmazsa olmazdır. Bütün olup bitenlerden bizlerin gelecek nesillerininde etkilendiğini hesaba katmalıdır.

Bütün bu yanlış davranış ve tutumlar, ırkcılığı, yabancı, düşmanlığını, önyargıları, müslümanlara ve Türklere karşı düşmanlığı sürekli körüklüyor. Ayrıca biz müslümanları ve türkleri sürekli psikolojik baskı altında tutuyor. Bu tutumun ve davranışın avrupanın geleceğine, şimdiden öngörülemeyecek büyük zararlar vereceğini düşünüyorum.

Hak ve hukukun herkes için aynı olduğu, sağduyunun hakim olduğu, savaşsız, barış dolu bir dünya dileği ile, hepinize sağlık, mutluluk ve başarı dolu ömür diliyorum.

Hüseyin Duman

manset resimi01manset resimiHUSEYIN DUMAN-21

You must be logged in to post a comment Login

Yorum yazın...

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz